Demokratik açılım süreci kapsamında sivi toplum kuruluşlarının kadın temsilcileriyle bir araya gelen Başbakan, “Evladını yitiren bir babanın acısı büyüktür ama bir annenin acısı çok daha büyüktür. Anneliğin siyaseti yoktur” dedi.
Terörün Türkiye’ye ekonomik külfetinin 450 milyar doları bulduğunu belirten Erdoğan, silah tüccarlarının daha fazla kazanmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, “Demokratik açılım süreci ve Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” kapsamında, sivil toplum kuruluşlarının kadın temsilcileriyle Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’nde görüştü. Erdoğan, Diyarbakırlı Sakine Arat’ın, 3 oğlunu terör örgütüne kaptırdığını ve bir kızının ağabeylerinin acısına dayanamayarak kendi canına kıydığını, bir başka oğlunun da trafik kazasında hayatını kaybettiğini anlattı. Sakine Arat’ın “Gelin kucaklaşalım”, şehit annesi Bitlisli Matlube Göngör’ün de “Vatan sağolsun” dediğini belirten Erdoğan, özetle şunları söyledi:
Annelerin acısı
Anneliğin siyaseti yoktur, anneliğin ideolojisi yoktur, anneliğin sağcılığı, solculuğu yoktur. Biz erkekler, empati kurmakta güçlük çekebiliriz ama siz hanımefendilerin, ülkemin kadınlarının, ülkemin annelerinin yüreklerindeki sızıyı, kalplerindeki acıyı en sıcak şekilde hissettiğinizi biliyorum. Gencecik evladını yitiren bir babanın acısı, evet, büyüktür ama yüreğinden bir parçayı kaybeden, canından can giden bir annenin tarifi mümkün olmayan acısı çok daha büyüktür. Elini yüreğine koymuş, boynunu yana eğmiş, dağ gibi olduğu yere çökmüş bir kadının ağıtlarını bastıracak hiçbir siyasi söz, hiçbir etkili söz yoktur. Ben bu sorunun, sorunun en büyük mağduru, en büyük mazlumu kadınlar inisiyatif yüklendiğinde daha kolay ve daha hızlı çözüleceğine yürekten inanıyorum. Sizin sözleriniz, sizin sesiniz kurşun vızıltılarını bastıracak, kurşunlardan çok daha büyük etki yapacak, ölümleri durdurup gençleri yaşatacak güce ve kudrete sahip. İşte onun için sizlerden ve ülkemin tüm kadınlarından, sesinizi yükseltmenizi, akan gözyaşına karşı çıkmanızı istirham ediyorum. Bu ülkede nice isimler sakıncalı görüldü, sakıncalı ilan edildi. Milletin gönlünde yer tutan bu isimleri, beğeniriz beğenmeyiz siyaset kurumu da yerleşik, medya da görmek istemedi. Nice sorunlar mayınlı arazi olarak görüldü. Zaman zaman bizler de bu bu mayınlı arazilere düştük. Hükümet olarak biz, bu tabuları yıkmanın bu yasakları kaldırmanın mücadelesini verdik ve veriyoruz.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, hedeflerinin koalisyonsuz, tek başına iktidar olduğunu söyledi. Geceyi Bursa’da geçiren Kılıçdaroğlu, sabah kahvaltı için Cumalıkızık’ı tercih etti. Erzincan’da dün polis aracına PKK’lıların saldırısıyla ilgili bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, “Çatışmalar devam ediyor. Başbakanın artık bunu sorgulaması gerekir. Sıfır terörle aldığı ülkeyi hangi noktaya getirdiğini görmesi lazım” dedi. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, “Okyanus ötesi senaristleri CHP- AKP koalisyonu adımını attı” sözleriyle ilgili soruya Kılıçdaroğlu, şu karşılığı verdi: “Devlet Bahçeli hangi duyumlara göre böyle bir açıklama yaptı, bilemiyorum. Bizim hedefimiz koalisyonsuz tek başına iktidar olmak.” Kılıçdaroğlu, Bursa’nın Mudanya, Gürsu ve Kestel ilçelerinde halka hitap etti. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “12 Eylül’de bir Kenan Paşa vardı, hatırlar mısınız? Hani genç fidanları asan Kenan Paşa. Onun Anayasasının uzantısı olarak yeni bir anayasa değişikliği gelecek önünüze. Kenan Paşa’nın anayasasından farkı yok. Elimizden hakkımızı alacaklar.” Kılıçdaroğlu, yolsuzluk yapan bakanların yargılanması için Anayasanın 100. maddesini değiştireceklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, “Öyle düzenlemeler yapacağız ki bir daha telekulak hükümeti olmayacak. Sağcısı da solcusu da ’bu benim anayasam’ diyecek” dedi. Kılıçdaroğlu, şunları belirtti: “Halk bu hapı yutmayacak. 12 Eylül Anayasası’na da 12 Eylül’ün uzantısı değişikliklerine de ’hayır’ diyeceğiz.”
Darbecilerle hesaplaşma’ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 14 Temmuz’da, Trabzon’da yaptığı konuşmada, 12 Eylül askeri darbesini anımsatarak, “İnşallah 12 Eylül akşamı, 12 Eylül ürünü olan bu anayasa değişecek, yeni bir anayasa yürürlüğe girecektir” dedi. Erdoğan, 16 Temmuz‘da “12 Eylül darbesini yapan darbecilerin hesap vermelerine zemin hazırlamak için ‘evet’ diyoruz” diye konuştu. Erdoğan, DP’nin 1950 seçiminde kullandığı “Yeter söz milletindir” afişine atıf yaptı. Erdoğan, 17 Temmuz’da da “12 Eylül’de kaybeden evelallah darbeciler, çeteler, hukuk dışı örgütlenmeler olacak” diye konuştu. Erdoğan, dün STK’ların kadın temsilcileriyle yaptığı toplantıda da anayasa değişikliğine neden “evet” denilmesi gerektiğini anlatırken, yine 12 Eylül darbesine atıf yaptı. Ak Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, “Ne gariptir ki darbecilerden en fazla zarar ziyan gördüğünü söyleyen MHP’dir, CHP’dir, BDP’dir ama Kenan Evren’den daha fazla darbe anayasasına sadakatle sahip çıkarak, ‘biz bu anayasaya dokundurtmayız’ propagandası yapacaklardır. Eminim Kenan Evren bu tutumlarından dolayı da son derece memnundur” dedi. Bülent Arınç da “Yine bir 12 Eylül günü darbeci Kenan Evren ve arkadaşlarının işbaşına geldiği gün ‘evet’ oylarıyla süsleyecek” ifadesini kullandı. Ak Parti’nin referandum için bastırdığı “40 soru-40 yanıt” adlı 99 sayfadan oluşan kitapçıkta, 12 Eylül darbesi ve Kenan Evren’e 11 kez atıf yapıldı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 12 Eylül’de yapılacak referandumda “iktidarın ‘hayır’ oyuyla uyarılarak yanlıştan döndürülmesi gerektiğini” söyledi.
12 Eylül’de bu iktidarı yanlıştan döndürmeliyiz Bahçeli, “İstiklal yoluyla kurtarılmış Anadolu’yu bu defa ‘hayır’ oyuyla AKP’den kurtarmalıyız” dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 12 Eylüldeki referandumda “iktidarın uyarılarak, yanlıştan döndürülmesi gerektiğini” söyledi. Bahçeli, Sinop’un Türkeli ilçesinde vatandaşlara hitap etti. Belediye başkanlarının iktidar partisinden olan-olmayan şeklinde ayrılmaması gerektiğini anlatan Bahçeli, “iktidar partisine mensup belediye başkanları kollanırken diğer partilere mensup belediye başkanlarını yenilgiye uğratmak için hileye başvurmanın doğru olmadığını” söyledi.
Halk öyle bir tokat vurur ki... Bahçeli, Türkiye’de Anayasa değişikliğinin yapılabileceğini ama bunun için uzlaşmanın sağlanması gerektiğini ifade etti. “TBMM’de çoğunluğa sahibim, referandumla da referandumsuz da yaparım” diyerek; siyasi partileri yok farz ederek; yasama, yürütme, yargı arasında gerilim yaratılarak; yargıyı hor görerek gerçekleştirileceği sanılıyorsa bunun yanlış olacağını belirten Bahçeli, “(Benim şimdi 335’im var; 17 yandaş, 16 yoldaş televizyonum var; kömürüm, makarnam, şekerim, tuzum var; ben bu milleti her şart altında aldatırım) diyorsan, bu millet öyle bir günde, öyle bir tokat vurur ki, feleğin şaşar, nereye gideceğini şaşırırsın” diye konuştu. Bahçeli, iktidarın bu güne kadar uyarılardan ders çıkarmadığını, saldırdıkça saldırdığını, yalan ve iftira attığını ileri sürerek, şöyle devam etti: “Yalnızlaştığının, psikolojisinin bozulduğunun, kimyasının bozulduğunun farkında değil. Yarın etrafında kimse kalmazsa Recep Tayyip Erdoğan’ı Türkiye’de zor bulursunuz. Bu yanlışa ’dur’demek için seçimden önce bir sınav daha var. Madem ki referandum 12 Eylülde, bu iktidarı uyarmalı, yanlıştan döndürmeliyiz. Havada dolaşıp 250 ülke gezmekle Türkiye’yi yönetemeyeceğini anlatmalıyız. Ayağını yere bastırmalı, siyasetin gerçeğini Recep Tayyip Erdoğan beyefendiye öğretmeliyiz.”
2008’de Cumhuriyetçilerin başkan adayı olan Arizona Senatörü John McCain Hürriyet’e çarpıcı açıklamalarda bulundu. n Türkiye bölgesinde yükselen güç. ABD’li politikacılar Türkiye’nin önemini anlamıyor. n ABD-Türkiye ilişkilerinde artılar çok fazla. Türkiye’yi anlamak için, ziyaret etmek gerek.
ABD’deki 2008 başkanlık seçimlerinde Demokrat Barack Obama’ya karşı Cumhuriyetçi Parti’den rakip olan, sandıkta mağlup olmasına rağmen Senato’nun ağır toplarından biri olarak kalan Senatör John McCain, Hürriyet’e konuştu. İşte özetle McCain’in açıklamaları.
Farklılaşmalar normal
Bence Türkiye ve Brezilya’nın İran’la olan anlaşmaları, pek çok Amerikalı’nın gözünde talihsiz oldu. Ama ben Amerika-Türkiye ilişkilerinin en az 60-70 yıllık bir dayanışma, NATO ortaklığı, ekonomik ve kültürel bağlara dayandığına inanıyorum. Bu bağlar çok güçlü kalacaktır. Ayrıca şu da bir gerçek ki, Türkiye bölgede çok önemli bir güç ve her geçen gün gelişiyor. O yüzden bazen Türkiye ve Amerika’nın politikalarının farklılaşması normal.
Türkiye yükselen güç
Farklılaşma sözcüğünü tercih ettim, çünkü ben iki ülke arasında bir anlaşmazlık olduğunu düşünmüyorum. Temel prensipleri, temel hedefleri paylaşıyoruz. NATO müteffikleriyiz. ABD ve Türkiye’nin bundan sonra daha farklı bir ilişkisi olacak. Çünkü Türkiye bölgede yükselen güç. Ve şimdi dünyanın o bölgesindeki ilişkilere geçmişte olmadığı kadar dahil oluyor. Obama Yönetimi, Türkiye konusunda bir önceki yönetimin politikalarını sürdürdü. Temel bir farklılık yok. Ama Türkiye’nin son yıllarda artan gücünü anlayabilmek için o bölgeyi sık sık ziyaret etmelisiniz.
İsrail ve Türkiye arasındaki ilişkilerin bozulmasına üzülüyorum. Umarım şu an mevcut olan zorlukların üstesinden gelirler. Çünkü ikisinin de karşılıklı çıkarı şu: Ortadoğu’da barış ve ekonomik gelişme.
Türkiye laik bir ulus ve İsrail ile Amerika’nın temel değer ve prensiplerini paylaşıyor. Bu nedenle mevcut zorlukları aşacaklarından çok umutluyum. Bunun hem iki ülkenin hem de Ortadoğu’daki barışın çıkarı için olduğunu fark edeceklerdir. Bence Amerika’nın da iki ülke arasındaki zorlukların aşılması için arabuluculuk yapma gibi bir rolü var.
Anayasa değişikliğinin 110 bin doktordan 4 bin 500'ünü etkileyeceğini belirten Bakan, üniversite hocalarını da YÖK'e şikâyet edeceğini söyledi
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Anayasa Mahkemesi'nin "Tam Gün Yasası" olarak bilinen yeni düzenlemeyi kısmen iptal etmesinin ardından kamu doktorlarına muayene yolunun kapandığını belirterek, 110 bin doktordan sadece 4 bin 500 doktor ve öğretim üyesinin bu durumdan etkileneceğini bildirdi. Bakan Akdağ, mesai saatleri içerisinde özel muayenehanesinde olan öğretim üyelerini YÖK'e şikayet edeceğini kaydetti. Dün, Haliç Kongre Merkezi'nde, İstanbul'da aile hekimliği kuralarının çekildiği toplantıya katılan Sağlık Bakanı Akdağ, basın toplantısı düzenleyerek tam gün yasasının kısmi iptalini değerlendirdi. Yasaya karşı olanların halkı ve doktorları yanlışa sürüklediğini belirten Bakan Akdağ, "Muayenehanecilik devam etsin derken, 'sağlık hakkı satılamaz' diye pankart açıyorlar. Bu davranışı ayıplıyorum. Bunu yapanlar kafalarının arkasındaki hayalleriyle bizi suçlamaktadır. Niyet okuyuculuğu yapmaktadırlar. Biz sağlığı özelleştirmek gibi bir düşünce içinde değiliz" diye konuştu. KARTVİZİT VERİP GÖNDERMESİN Vatandaşın sağlık hakkını öncelikle kamudan alması gerektiğine inandıklarını belirten Akdağ, "Muayenehanecilik bize göre devlette, devletin üniversitesinde çalışan bir hekimin yapması gereken bir şey değildir. Devlet memurlarının ikinci bir iş yapma hakkı yoktur. Neden devlet hastanesine gittiğimizde sıra var deyip göndererek, kartviziti vererek muayenehaneye çağırsın. İşte tam gün yasası bunu engellemek için çıkarılmıştı" dedi. CHP ve Türk Tabipler Birliği'ni de eleştiren Bakan Akdağ, "Biz bir çileyi sonlandırmaya çalışıyoruz. CHP ve Tabipler Birliği de vatandaşın sağlık hakkının alınıp satıldığı kamu hastaneciliğiyle birlikte yapılan muayeneciliğin devamını savunuyor" diye konuştu. Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği maddeler dışında muayenehane açma yasağını onayladığını belirten Akdağ, "10 Ocak 2010'dan itibaren, üniversite hastanesine gittiğinizde hocaya para vermek zorunda değilsiniz. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin kararından sonraki duruma göre, mesai saatleri içerisinde özel muayene yapamazlar. Şu anda bu durumda olan öğretim üyesi sayısı 900 civarındadır. Büyük gürültü bunlar için kopuyor. Hem Sağlık Bakanlığı'nda çalışan, hem özel muayenehanesi olanlar 3 bin 500 civarındadır. Tamamı 4 bin 500 kişi etmektedir. Biz 4 bin 500 kişinin çıkarını koruyan hükümet olmadık" dedi. Üniversite öğretim görevlilerini takip edeceğini belirten Recep Akdağ, "Vatandaş bu hususta çok çile çekti. Bunu ortadan kaldırmaya kararlıyız. Öğretim üyeleriyle ilgili de açık söylüyorum. YÖK'ün ne şekilde tutum takınacağını bilemiyorum. Vatandaşın mesai saati içerisinde, üniversite hocasının muayenehanesine gitme durumu olursa bunu YÖK'e bildireceğim. Tüm öğretim üyelerinin haberi olsun" diye konuştu.
Yankı Siyası
- Aktüel Dergi
Editör:editor@yanki.com.tr
Webmaster:admin@yanki.com.tr
Sitemiz
en iyi 1024 x 768 çözünürlükte ve Internet Explorer ile görüntülenir...