Geçtiğimiz günlerde uzun zamandır arzu ettiğim bir seyahati gerçekleştirme fırsatım oldu. Buna vesile olan ise Uluslararası Üniversiteler Birliği Başkanı Prof.Dr.Şerif Ali Tekalan idi. Değerli hocanın davetiyle Ata yurdu Kırgızistan ve Kazakistan ziyaretlerine katıldım.
Bu seyahati önemli hale getiren bir başka hususta, dünyanın dört bir yanına yayılmış "Dostluk Köprüleri" unvanıyla sunulan Türk Okulları’nı bizzat yerlerinde görebilecek olmamdı. Zira geçmişten bugüne, pek çok lider ve siyaset adamından "hizmet" ile ilgili çeşitli bilgiler ve olumlu tepkiler almıştım.
Geziye Prof.Dr.Şerif Ali Tekalan, Yardımcısı Dr. Mehmet İli, Isparta S.Demirel Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Ali Ayata, Kayseri Erciyes Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr.Yaşar Ünlü, 22.dönem Van Milletvekili Hacı Biner ve bendeniz olmak üzere yola çıktık. İlk durağımız ise Kırgızistan oldu. Başkent Bişkek’e sabah saat 04.00 sularında indik.
Keskin bir soğuk ve çelik gibi bir havaya rağmen, Tanrı Dağları’nın kendine özgü ihtişamıyla karşılaştığımızda Ata Yurdu’muza geldiğimizi anlamak çok kolaydı.
İşte bu heyecanın odağında Kırgız polisi güler yüzle ve hiç bekletmeden VIP salonuna davet ediyor. Bizi sabahın bu erken saatlerinde karşılamaya gelenlere bakıyorum, Kırgızistan Atatürk Alatoo (Tanrı Dağları) Üniversitesi rektörü Prof.Dr. Erol Oral, Genel Sekreter Dr.Osman Kadı, Dr.Vedat Kıray ve Öğretim görevlisi Cafer Topcan. Mütevazı ölçülerde imar edilmiş bir öğrenci yurduna gidiyoruz. Ortam sakin, yöneticiler, öğrenciler ve görevlilerin gözlerinden saygı okunuyor.
Önce Kırgızistan Sebat Okulları genel müdürü Orhan İnandı hocayı makamında ziyaret ediyoruz. Burada bana enteresan gelen mutat bir toplantıyaq tanık oluyorum. Bu toplantıya ‘Zümre başkanları toplantısı’ adı veriliyor. Hepsi çok genç ve yaptıkları işi ideal edinmiş öğretmenler. Toplantıya biz de katılıyoruz. "Ne yapıyorsunuz?" diye merakla sorduğumuzda; "Bizler değişik branşların öğretmenleri olarak düzenli şekilde toplanırız. Konularımızda öğrencilerimizin ülkede ve dünyada en iyi olmaları için devamlı araştırma ve geliştirme içerisinde oluruz" diyorlardı. Tam bu esnada kendi okul şartlarımız gözümün önüne geldi. Tüketim ekonomisi içerisinde mağdur edilmiş, idealleri eziyet haline getirilmiş çaresizlik içerisinde vakit doldurmaya çalışan öğretmenlerimizle, geçer notu bir şekilde halletmeye çalışan öğrenci portresini hatırladım. Anladım ki; bizim öğretmenlerimize imkân sağlandığında dünyanın en yaratıcı ve inançlı ilim adamları olabiliyorlar. Dilerim inanmayanlar bunu araştırır ve ilham alırlar.
Sırasıyla, Kırgızistan Atatürk Alatoo (Tanrı Dağları) Üniversitesi, Çıngız (Cengiz) Aytmatov Kırgız Türk Lisesi, Kırgızistan Bişkek Ayçürök Kız Lisesi, Silk Road İnternational School (İpek Yolu) Okulu, Kırgızistan Türk Büyükelçisi Nejat Akçal ve Kırgızistan Devlet Sekreteri Nur Uluu Dosbol’u ziyaret ettik.
Bütün ziyaretlerde yorulmadan bizi yalnız bırakmayan ve rehberlik yapan Genel Sekreter Dr.Osman Kadı hocaya ayrıca teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki, Osman Beyin eğitim dünyasına yapacağı çok hizmetler var.
Bişkek’in göbeğinde, Türk İşadamlarının yaptığı görkemli bir iş merkezindeki restoranda; Kırgız Milli Üniversitesi Rektörü Amangeldi Bekboloev, Kırgızistan Teknoloji Üniversitesi Rektörü Djamanbaev Murataly ve Türk yetkililerle buluştuk. Sohbetin ana konusu Kırgız-Türk dostluğu çerçevesinde eğitim ve iş birliğinin nasıl daha üst seviyelere çıkarılabileceği idi. Burada dikkatimi çeken Türk okullarının devlet desteği almadan yapabildikleri ve hedeflediği seviyenin Kırgızlı rektörleri derinden etkilemesi idi. Ayrıca bizleri ısrarla akşam çayına davet eden, gönüllerini eğitim dünyasına açmış (E) Kurmay Albay İsmail Hakkı Soygeniş ve kıymetli eşlerine sıcak dostluklarından ötürü teşekkür ediyorum.
Kırgızistan programının sona ermesinin ardından gezimizin ikinci durağı Kazakistan’a geçtik. Bu ziyaret ve özellikle karşılama enteresandı Öncelikle, inşaatıyla övünen bir usta heyecanıyla büyük bir kampus inşaatı içerisinde bizi S.Demirel Üniversitesi rektörü Prof.Dr. Muhammet Akdiş ve ekibi bekliyordu. Tamamen halkın desteği ile yapıldığını ve hiç kimseye borçlarının olmadığını söylediği sekiz bin kapasiteli ve her şeyi tam olarak düşünülmüş mükemmel bir üniversite projesini görme şansımız oldu. Tabii burada beni en çok etkileyen tabelasında Türk bayrağı ve altında Türkçe bir isimle bizleri kucaklamasıydı. Üniversitenin adının neden Süleyman Demirel olduğunu sizler gibi ben de merak edip sordum. Kazakistan Almatı’da yapılan bu üniversitenin ilk adı ‘Fatih Üniversitesi’ imiş. Açılışa dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Nur Sultan Nazarbayev beraber katılmışlar. Bu törende Nazarbayev; Türkiye’ye nezaket göstererek "Bu üniversitenin adının burada bulunan ağabeyimiz S.Demirel olmasını teklif ediyorum" demiş. Bu sebeple ‘FATİH’ ismi, ‘S. Demirel’ olarak değişmiş ve bu günlere kadar gelmiş.
Kazakistan’da ise; rektör Prof. Dr. Muhammet Akdiş bey, bizlere bütün gezimizde büyük bir tevazu içerisinde yaptığı ev sahipliği ve rehberliğiyle; Aksay Kazak-Türk Erkek Lisesi, Kazak Türk Kız Lisesi, Kazak Türk İlk Öğretim Okulu ve Yabancı Diller ve Kariyer Üniversitesi’ni ziyaret ettik. Ayrıca Kazakistan’da, hiç Yüce Divanlık olmamış bir Mesut Yılmaz’a rastladım. Kendisi S. Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı olarak görev yapmaktaydı. Bu arada Mehmet İzol hocaya ve genel sekreter Dr. Halit Yılmaz’a da buradan teşekkür göndermeliyim.
Bir akşam, yüzümüzü ağartan güzellikte işlettiği restoranda, bizleri türkü şöleni içerisinde ağırlayan Erzurumlu Sancak Demirci ve iş adamı arkadaşları alkışı hak edenlerden. Sancak Restoran Almatı’da lezzeti arayanların birinci adresi olmuş.
Sonuç olarak, ata vatana yaptığımız bir haftalık gezide hafızamdan hiçbir zaman çıkmayacak önemli güzelliklerle dönüyordum. İlkokul seviyesinden, öğretim üyesine kadar Türk olmayan bütün insanların bile bize koşup Türkçe hoş geldiniz demesi ve bir çocuğun İstiklal marşımızı 10 kıta olarak okuması sözlerle, anlatılamayacak bir gurur anıydı.
Görünen o ki bu bölgede tüm dünya insanlığı adına ortaya konmuş Türk modeli bir eğitim gerçeği yaratılmış. İnandım ki; insan sevgisi üzerine inşa edilmiş bu model, her ülkede bir Türkiye yaratıyor. Dünyayı Türkiye’ye, Türkiye’yi de dünyaya taşıyan, tanıtan ve küreselleşmede en doğru hedefin insana yapılan yatırım olduğunu bize göstermeye devam ediyor.
Mevlana’nın söylediği gibi; "Pergelin bir ayağı sabittir benim ülkemde, diğer ayağı ile yetmiş iki milleti dolaşırım" sözü tam da Türk okullarını çağrıştırıyor.
Gelecek sayıda buluşuncaya kadar esenlikler diliyorum.